<$BlogMetaData$>



Dilden dile uzak olan, gönülden gönüle yakın olur... >

 

 

Kategorilerim
 
Son Yazılarım
  • <%RecentEntryTitle%>
 
 
 
 
Arkadaşlarım
 
 
 

11/10/2009

BAZEN

h1

Bazen dalarım sessizliğe

Susar tüm varlıklar

Dağ misali geri yollarım gelen o tüm sesleri

Derken, bir çocuk ağlar, açarım kulağımı

 

Bazen hiçbir şey hissetmez olurum.

Ayağım çivileri arşınlar

Ateşe koşar elim

Derken yüreğim yanar, ağlarım

 

Bazen hiçbir şey görmez olur gözlerim

Karanlığa boğarım herkesi

Derken korku gelir aklıma, açarım ışıkları

 

Bazen hiç kimseyi sevmez olurum

Durmadan bilenir yüreğimde taşlar

Sular buz olur akar benliğime

Derken bir çiçek görür, severim

 

Bazen hiç gülmez olurum

Yüklenir ağırlıklar kaşlarıma

Zaman kıskaç olur gözlerime

Derken, dünyayı düşünür, gülerim

 

Bazen öyle dalarım ki hayata

Hiçbir şeyi düşünmez olurum

Kafa tutarım doğan güneşe

Derken ölüm gelir aklıma,

Başım önüme düşer

 

 

1990

 

 

26/9/2009

Buradayım

h1

Buradayım. Tam da olduğum yerde. Tam da nerede olduğumu bildiğim, nereden baktığımı bildiğim ama bakarken hesaplamadığım yerdeyim. Buradayım….

Ilık bir rüzgar esiyor sokakta ve yağmur başlayacak birazdan ve belki saçlarım(ız) ıslanacak bilinmez mesafelerde. Buradan bakacağım yağmura ve belki de buradan koşacağım yağmurda ıslanmaya. Islanmaktan korkmuyorum, yağmurda koşmaktan, düşmekten, nemden ya da kasavetten de korkmuyorum. Öylesine öylesine yağıyorki yağmur bugün ve sadece sokakları ıslatıyor, çimenleri, çiçekleri, böcekleri ve benim tenimi. Kalbim gülümsüyor yağmura buradan çünkü o artık biliyor kendi çatısının altında korunduğunu. Bir kaplumbağa misali evini sırtında taşımaktan farklı bir şey bu. Aslında bu sırtında taşıdığın her şeyi öylece savurup atmak gibi bir şey. Benden olan kalacaktı burada; ben gibi, benimle…

Buradayım…

Bundan daha gerçek bir şey var mı ki hayatta?

17/9/2009

Yaprağa Ağıt

h1

 

sonbahar ve doğa, doğa, doga, ağaçlar, çalılık, sonbahar, kızıl yaprak, kızıl yapraklar, yapraklar, yaprak resimleri, sarı yapraklı ağaçlar, ağaç resimi, orman resimi, orman manzarası, orman, ağaç, ormanlar, ağaçlar, ağaç resimleri, orman resimleri, doğa, manzara, doğa resimleri, manzara resimleri, sonbahar, mevsim resimleri, sonbahar resimleri, orman manzarası, patika, yol, patika resimleri, yol resimleri

 

 

Sonbahar aşkın mevsimidir aslında.

Yeni şiirler yazmak değil de yazılan şiirleri okuyup anlama zamanıdır….

Yaz aşkları hep anlatılır durur efsane gibi bitmez tükenmez sayılarda ama sonbahar geldimi alıp başını giderler. Sonbahar gerçekliğe dönmektir, gelir geçer duygulardan sıyrılmak, gelip geçen aşklardan uzaklaşmak ve kendine doğru yola çıkma vaktidir.

Doğayı fark etme zamanıdır sonbahar. Etrafına bakma ve görmek ağaçları, denizin kokusunu duyma, yağmurun hüznünü yaşama, rüzgarda sevdiklerine tutunma, üşüme ve ısınmak için dostça kollar arasına sığınma vaktidir.

Göçmen kuşlar alıp başını gitti diye şiirler yazılır türküler söylenir bu mevsimde, aslında kuşları kimse düşünmez yine bu mevsimde.. Ne nereye gittiklerini ne de nasıl uçtuklarını, yolda kaçının sürüyü takip edemeden takılıp kaldığını bilinmezliklere… Ama yine de yazılır, çizilir ve söylenir hep… ’Göçen kuşlar’  Aslında bu kendi yaşantımızdan göçüp giden duygulara, yollara, özlemlere duyulan bir ağıttır ve nedense bunu bize kuşlar anlatabilir sadece ve onların ardından bakarken sessizce bir ifade bulur kelimelerde… Neler vardı hayatımda, neler yoktu... Burda mısın, yanımda mısın, üşüyorum, ısıtır mısın soruları… Cevaplar; sonsuzca, neyi istersen onu çekip alıyorsun aralarından….

Sonbaharda memleketimin ormanları konuşur sanki. Hiç gittiniz mi bilmem ama Karadeniz’de orman bir başka yaşar sonbaharı; renklenir çoşar … Sarı’nın binlerce tonunu, binlerce sesini duyarsınız ormanlardan, çoşkuyu da, aşkı da, hüznü de, yokluğu da, yaşamayı da… Ormanın içine dalıp kaybolmak isterdim bazen bu konuşan renklerin ülkesinde bir olmak tutunmak düşen bir yaprağa ve uçmak ordan oraya sonrası mı, hepimizin bir sonu yok mu aslında… Yaprağa ağıt yakmak niye….

 

29/8/2009

Benden Göçme

h1

Bir gün bir kuş uçacaksa uzaklara
O sen olma

Mevsim güz olsa da sararsa da yapraklar
Sen göçme benden
Daha yazı yaşamadım ben senle

Eğer bir kuş olacaksan
Gönül bahçeme konan serçe ol
Orada öt bana, orada söyle  
Ancak serçe kıvamında ötmeyi bilirim ben de…

10/8/2009

h1

Henüz tanışılmamış, dokunulmamış ne çok his vardı yaşamda. Sükunet içerisinde hislerinin seni sarmalamasına izin vermek, sadece orada durup hissetmek bir başka şeymiş ki bu başkalığı onu öylece deneyimlediğinde anlayabiliyordun. Akışa bırakmak, karışmadan bulanmak akmaktı ancak bunun anlamını bilebilmek için akmayı öğrenmek gerekti. Akmanın kelime anlamını öğrenmek değildi bu, akma eyleminin kendisiydi. Bu sadece bir gün öylece aktığını gördüğünde anlaşılabilir oluyordu. Akarken kendini ve akışı izleme şansı bulmak teslimiyetin derin gücünü ve belki de anlamını sunuyordu insana. Her şeye rağmen, her şeyle, hiçbir şeyden vazgeçmeden ancak hiçbir şeye de bağlı kalmadan, bir neden olmaksızın, bir beklenti olmaksızın, sonunu kestirmeye çalışmaksızın, yarını düşünmeksizin. Çünkü yaşam bugündeydi ve bugüne teslim olduğunda tüm geçmiş ve gelecek de sana teslim oluyordu. Bir bütünün içinde akmak ve de bütünün içinde akmasına izin vermek. Böyle bir şeymiş. Artık biliyorum.

Birlikte uyanılmayacak bir sabahın gecesinin içinden akıp gitmesi ve o gecenin içinde akıp gitmek öylece….  Işıklarla dolduruyordu sabahları. Gecenin kendisi karanlıktı zira akışın içinde hiç gölge yoktu, gecenin içinden geçmesini bilmeden, gecenin karanlığına teslim olmadan, sabahı ve sabahı nelerin beklediğini düşünmeden doğacak güne akmayı, doğacak günde akmanın ne demek olduğunu bilemiyordun.

Güne doğru yol almaktı teslimiyet, kendine doğru yaşamaktı ve kendinde olanı. Yine rehberin olarak seçmekti ve sadece hissetmek. Hislerini kucaklayabilmek ve onlarla birlikte akabilme cesaretine sahip olmak ki bu da kendi dışındakileri şekillendirmeye çalışma arzusunu kenara bırakabilmekti. Öylece karışabilmekti kendinden olana ve öylece akmak…

15/7/2009

ÇİĞ DAMLASI

h1

Bir çiğ damlası gibi

Akıp düşmüştün

Zamanın uzaklığından

 

Hep yakındın oysa

Bin yıllık mesafeden

 

25/6/2009

Elma Çiçeği

h1


elma çiçeği


Elma çiçeğini cennetten kovmuşlar...

 


Elmanın çiçeği cennetin kendisi iken


Kim onu kendinden azat edebilir ki!!!

 

1/6/2009

Sel/Sen

h1

Öyle çoksun ki

Çoklukla yokluk karışıyor birbirine

 

Öyle yolsun ki

Adım adım uçmak yoldan çıkarıyor

 

Öyle selsin ki

Ne içinde durmak mümkün ne de dışarı taşmak

 

Öyle cansın ki

Can katan, can alansın…

 
Hakkımda

 
Bağlantılarım
Template by

Free Blogger Templates