Yazı

Henüz tanışılmamış, dokunulmamış ne çok his vardı yaşamda. Sükunet içerisinde hislerinin seni sarmalamasına izin vermek, sadece orada durup hissetmek bir başka şeymiş ki bu başkalığı onu öylece deneyimlediğinde anlayabiliyordun. Akışa bırakmak, karışmadan bulanmak akmaktı ancak bunun anlamını bilebilmek için akmayı öğrenmek gerekti. Akmanın kelime anlamını öğrenmek değildi bu, akma eyleminin kendisiydi. Bu sadece bir gün öylece aktığını gördüğünde anlaşılabilir oluyordu. Akarken kendini ve akışı izleme şansı bulmak teslimiyetin derin gücünü ve belki de anlamını sunuyordu insana. Her şeye rağmen, her şeyle, hiçbir şeyden vazgeçmeden ancak hiçbir şeye de bağlı kalmadan, bir neden olmaksızın, bir beklenti olmaksızın, sonunu kestirmeye çalışmaksızın, yarını düşünmeksizin. Çünkü yaşam bugündeydi ve bugüne teslim olduğunda tüm geçmiş ve gelecek de sana teslim oluyordu. Bir bütünün içinde akmak ve de bütünün içinde akmasına izin vermek. Böyle bir şeymiş. Artık biliyorum.

Birlikte uyanılmayacak bir sabahın gecesinin içinden akıp gitmesi ve o gecenin içinde akıp gitmek öylece….  Işıklarla dolduruyordu sabahları. Gecenin kendisi karanlıktı zira akışın içinde hiç gölge yoktu, gecenin içinden geçmesini bilmeden, gecenin karanlığına teslim olmadan, sabahı ve sabahı nelerin beklediğini düşünmeden doğacak güne akmayı, doğacak günde akmanın ne demek olduğunu bilemiyordun.

Güne doğru yol almaktı teslimiyet, kendine doğru yaşamaktı ve kendinde olanı. Yine rehberin olarak seçmekti ve sadece hissetmek. Hislerini kucaklayabilmek ve onlarla birlikte akabilme cesaretine sahip olmak ki bu da kendi dışındakileri şekillendirmeye çalışma arzusunu kenara bırakabilmekti. Öylece karışabilmekti kendinden olana ve öylece akmak…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !