Bir Gün
İki uyku arasında oluvermişti her şey. Ben daha yeni gözlerimi açmış yaşamı hülyalı bakışlar arasında algılamaya çalışırken, yaşam tüm hoyratlığıyla bir sonraki geceye doğru ilerlemekteydi bile. Öyle uzun yoculuklardı ki bu günübirlik seyahatler, neyin ardına; kimin ardına takılırsan takıl çözmekte zorlanıyordun. Öyle en derin düşlerin içinden çıkıvermiş gibi duran silüetler boktan izler bırakıyordu ardında, bok gibi kokular hatta. Her yolculuk uzundu kendi içinde, her yolculuk bir başka geceydi henüz gelmemiş geceye açılan; çünkü yollar uzayıp bir yerlere varamıyordu. Karanlıklar kesiyordu yolları ve karanlıkların ağırlığı, yoğunluğu, derinliği günü öylece örtmeye çalışıyordu. Sonra güne dönmek istiyordu insan tekrar aydınlığa, yola, ışığa ve her seferinde kendine doğru çıkıyordu adresler. Onlarca adres vardı listelenen, birikmiş, yığılmış ve öylece istiflenmiş. Şöyle bir harmanlayınca bu adresleri tümünde yazılan tek bir adres vardı ve o da kendi iç dünyasıydı insanın. Nasıl bir paradoks ki bu böyle: Kendine rağmen, kendinle ve kendin için bir yerlere bir şeylere temas ediyorsun, açılıyorsun, esniyorsun, sarıyor ve de sarmalıyorsun. Daha çok daha da çok tanışmalar oluyor ve bir tanıdık yığını oluşuyor öylece karşında. Sonra şöyle dönüp bir kendine bakmak istiyorsun ki; gördüğün şey ise zaten hep kendinde olduğun. Ne kadar çırpınırsan çırpın, ne kadar debelenirsen debelen ve ne çok kişiye ya da şeye temas edersen et, sadece kendine dokunabiliyordun. Ve aslında kendine dokunabildiğin anda ve bu dokunmayı hissedebildiğin anda yaşıyordun. Gerisi mi? Yoktu, gölgeydi, karanlıktı kimi zaman…
Beraber aynı yolda olmaktan bahseder dururuz hep; nasıl olacak bu birlikte olmalar aynı yolda olmalar. Hadi diyelim ki en fazla yana yana yürüdük ama yanyana iki ayrı yolda; zira yanyana olmak aynı yolda olmayı sağlayamıyordu. Birinin ayak izlerinin üzerinde ve sadece onlara basarak bir diğerinin yürümesi mümkün müdür ki yaşamda. Bu mümkün değilse hangi kul aynı yolu yürüyordu ki… Herkes kendi yolundaydı ve yaşamak da buydu belki de… Kendi yolunda, kendine rağmen, kendine doğru yol almak; belki de buydu birlikte yürümeye yaklaştıracak şey. İçerdeki öz aynıydı aslında, içerdeki özün yolu netti ve apaçık belliydi, onu o yoldan şaşırtmak da mümkün değildi. Öz biliyordu, öz seziyordu da surete bunu yansıtmak pek de kolay değildi.
Bir doğum sabahına açmıştım gözlerimi ve bir ölüm gecesine doğru ilerliyordum yaptığım tek şey buydu aslında. Yoksa her sabah uyanıp o geceye dek yaşadığım günler neredeydi? Ömür dediğin bir gündü, o da iki uyku arasındaki bugündü…



Konu: ...
Hayatta herşey kişinin kendinde düğümleniyor...
Acılar mutluulklar çıkmazlar....
Geçmiş geçmiş gelecek gelmemiş iyisi mi bugünü kendine inat güzelleştirmeye bakmak gerek...
Güzel paylaşımdı...
Sevgilerle...
Bağlantı »
Konu: öz dediğin
Ben bir yol ile buldum
O da akıl yolu ile...
Bilmem belki de
daha kolay olurdu
akıl olmasa..
Evrenin bütün güzel kokularını duyumsaman dileğim ile
Bağlantı »
Konu: ...
herkes aslında yalnızdır
ve kimine göre kendi iç yolculuğu kıymetliyken
kimine göre kendin, esarettir..
ben bu ikiciye yakın duranım
ve
aşk deliliklerinde
yada aşk ın uğradığı o şanslı dakikalarda
kendinin dışına çıktığında hissedilen sevinç
ve mutluluğun eşsizliğini yeğlerim kendimi buluş anlarıma
kendimin çekim alanı bir beni çekip bir bana gücü yettiği anlarda
ben hücremdir benim
ve yol
ve yolculuk
kendi kendime anlattığım bi öyküyse
fuzulidir
her öykü paylaşılınca ses bulur çünkü
ve sevmem ben tek kişilik öykülerin
sessizliğini...
güzel olsun akşamı senin : )
Bağlantı »
Konu: ne zor..
doğduğum dokuz doğurmuş bir acının
dokuz memesine tekmil
tekil iştahalarla yapışan bendim
herkes cömertçe çekler keserken neşeli kalabalıklarına
benimse hep karşılıksızdı yalnızlığıma kestiğim
hüzne kanayan bileklerim
kaybeden hep ben olurdum oyunda
hep yanardı biletlerim!
şimdi gözümü her kapadığımda
o muhteşem rüyânı görmeye
uykularına yatan da benim, ey ölüm!
..
ağırdı yazınız kıymetli benmeral!.farklıydı!.zor kelimelerdi..zorlandık anlamaya çalışırken..bize de bu kadarını diyebilmek düştü ancak..
doğruydu dediğiniz
her insanın kendi içine inen merdivenleri vardı..çoğu zaman karanlıkta kalıp paldır küldür en dibe yuvarlandığı..
böyle düşmek de güzeldi ama!.kendi en dibini görmeden çıkamazdı kendi ışığına, günyüzüne insan!.
karamsarlığa parmak basan onca kelime olsa da yazınızda ben niye yine de hüzünle de olsa /umut/ okudum?!
sanırım söz konusu kendimiz, açmazlarımız, çıkmazlarımız olduğunda, kendimizi tanımaya, anlamaya, anlamlandırmaya, yollarımızın sırlarını çözebilmeye, iniş ve çıkışlarında soluklarımızı düzenleyebilmeye daha bir yakın duruyoruz..yazınızın bize içten içe, bir ince sızı gibi de olsa, verdiği o hüzünlü gizil mutluluğun, o hüzünlü umudun nedeni bu olsa gerek!.bir tek ben mi öyle okudum yoksa, okuyucuların hilafına..yoksa ben mi çok saf bakıyorum hayata, hayatın yollarına?!.bunun için mi böylesi aykırı bir sonuç çıkardım?! bilmiyorum bunu aziz benmeral!.ama öyleydi okuduklarım karşısında hissettiğim..demek kendi içine karamsar, bir iç hesaplaşma yazısından bile umut süzebilecek kadar ters bakabilyoruz dünyaya..
güzeldi yazınız!.farklıydı!.tarzdı!.ve ağır da olsa güzeldi!.ağır hesaplaşma olsa da içinde, güzeldi!.
hoşlukla kalın!.yazmaktan geri durmayarak!
s.buz
Bağlantı »