<$BlogMetaData$>



Dilden dile uzak olan, gönülden gönüle yakın olur... >

 

 

Kategorilerim
 
Son Yazılarım
  • <%RecentEntryTitle%>
 
 
 
 
Arkadaşlarım
 
 
 

2/8/2007

Gizli Bahçe

 

Gizli Bahçe

 

Bugün yolum bir gizli bahçeden geçti… Yıllardır yerini bildiğim ama hiç kapısına bile yaklaşmadığım bir bahçe.

 

Bazen bir rüya gibi gelir, bir an ve kararsız bir ışık seli gibi akar o an, bazen de rüyanın içinden fışkırır zaman ve daha önce görmeye cesaret edemediğimiz gerçek dünyaları önümüze sunar. Bugün öyle bir zaman geldi ve yerleşti hayatımın bir köşesine.

 

Gizli bir bahçe kapısından içeri girdim, oldukça mütevazi, oldukça her şeyin yerli yerinde olduğu, akla gelebilecek her konforun tevazu içerisinde sunulduğu bir bahçe kapısı. Bu kapının ardında muhteşem bir bahçe vardı; olabilecek her türlü meyve ağaçları hatta bir ceviz ağacı bile, akla gelecek her türlü mevsim sebzeleri, yakıp kavuran kuraklığa rağmen yemyeşil ve bereketli…

 

Bahçenin köşesi bir veranda gibi düzenlenmişti, tavan üzüm asmaları ile kaplanmıştı ve başımızın üstünden üzümler sarkıyordu. Sade bir sedir, sade birkaç sandalye ve ortada ayağı hafif aksak yuvarlak bir masa; masanın üstünde çiçekli alımlı bir örtü.

 

Bu veranda tarzı köşenin hemen yanından evin ikinci katına merdivenler çıkıyordu. Mermer merdivenlerden yukarı çıkarken bahçeyi tepeden görüyordun ama küçük bir kısmını çünkü esas büyük ve gizli bahçe arkada duruyordu ama ben bunu henüz fark etmemiştim.

 

Merdivenlerin sonunda kapı girişine geldiğinde insan gayri ihtiyari bir geriye bakma arzusu duyuyor ve kafamı geriye çeviriyorum. Olabildiğince bir deniz manzarası; arada bir kaçyüz metre ilerde olan bir evin teras katı hafif bölüyordu denizi ama denizin rengi muhteşemdi.

 

İçeriye giriyorsunuz ve sıcak bir karşılama; ev konuşuyordu…

 

Ev sahibi o sırada meşguldü ve içeriye girmemizi rica edip içerde bir odaya geçmişti ve camlı kapıdan içerisi görünüyordu. Direk içeriye girip yanımdakilere salona geçelim dedim ve önümde duran iki kapıdan sağ tarafta olanına yöneldim ve gerçekten de salon o taraftaydı sanki hep bildiğim hep tanıdığım ve keyif aldığım bir yerdi. Klasik tarzda yine hiçbir eksiği olmayan sade, açık ve ferah bir salondu burası ve bize kendi diliyle hoş geldiniz demişti.

 

Birazdan evin sahibi geldi ve sohbet başladı… Bahçenin büyüsü, manzararın derinliği derken üst kata çıkalım dedi. Üst katta bir oda vardı ve kuzenim orada bilgisayarın başındaydı, öpüştük derken denizin nefes kesen bir başka yüzünü gördüm. Burası öyle güzel planlanmıştı ki deniz tarafındaki duvar sadece cam ile kaplanmıştı, denize arkanı dönmek mümkün değildi, deniz içerdeydi…

  

Sonra gizli bahçe seslendi… Aşağıya indim. Evin ön tarafından gizli bahçeye doğru ilerlemeye başladım. Evin girişinin diğer köşesinde bir açık garaj, bir çalışma ve huzur bulma alanının bir arada yaşadığı bir köşe vardı. Duvarda Atatürk’ün bir resmi vardı. Burası bahçenin bir köşesi idi sadece evin duvarlarının olduğu köşe kapalıydı ve o bölümün üstünü kapamışlardı. Kapalı köşede kırmızı pofuduk bir şezlong vardı. Açık köşede de bir hamak; yere paralel ve oldukça yere yakın bir şekilde asılmış, yastığı minderi üzerinde davetiye kartları gibi duran bir hamak.

 

Ardından göz alabildiğince bir yeşillik… Bu cümle yanıltmasın sizi çok büyük bir bahçeden bahsetmiyorum ama çok büyük bir bahçenin barındırabileceği her türlü düzen, çeşit ve rengi sunan bir bahçe. Küçük küçük yürüyüş yolları vardı ve bu yolların içerisinde her bir bölümde farklı sebzeler vardı, domates, salatalık, patlıcan, biber, fasulye, ısırgan otu ve daha diğer çeşitler… Hepsi bereketliydi ve coşkuluydu.

 

Derken beklediğimiz kişi geldi.

 

Dayım.

 

22 yıldır kendisini görmemiştim. Onu görünce ne hissedeceğimi bilmiyordum, nasıl davranacağımı da…

 

Elimde kahve fincanlarını olduğu bir tepsi ile aşağıya indim ve dayımı gördüm.

 

Elini mi öpsem sarılsam mı diye terddüt ettim.

 

Elini öpeyim mi, öptürmeye başladın mı, dedim.

 

Hayır gel sarılalım, dedi.

 

Ve…

 

Sarıldık..

 

Dayım diye hissetim içimden, o benim dayımdı ve bunca yıl nerelerdeydi?

Ben nerelerdeydim?

 

Uzunca sohbetler ettik ordan burdan geçmiş yaşamlarımızdan konuştuk.

Dayım beş altı yıldır siroz hastasıydı ve pek öyle uzak yerlere gidemiyordu artık.

Yine gelir misiniz dedi…

  

Bir an çoookk erken çocukluğuma gittim. Dedemin köyde bir büyükçe evi vardı. Bir de arazilerinin çok olup köyün çışında olan bir yerde küçük bir çiftlik evi vardı. Çiftlik evinin önünde duvarları çiçekler ve ağaçlardan oluşan, içinde o dönemde nereden bulduğunu bilemediğim yurt dışından getirtilmiş gül çeşitleri ve o zaman ve hala adını bilemediğim çiçek çeşitleri olan, içinde tahta oturma yerleri olan ve üstü üzüm asmaları ile kaplanmış olan bir bahçe geldi aklıma.

 

Erken çocukluğumun en güzel anılarını paylaştığım dedemin özel çalışmaları ile hayat bulmuş bir cennet bahçesi ve benim ilk kez uzakları ve başka dünyaları düşünmeye başladığım bahçe.

 

Dayım dedemin bana hissettirdiği o sevgi dolu bakışları almıştı dedemden. Sevgi dolu ama yormayan, işgal etmeyen, attığı her adımdan sonra bir adım atmanı bekleyen atmak istemiyorsan ısrar etmeyen ama o adımı atmak istiyorsan ihtiyaç duyduğunda elini tutacağını belirten sıcak bakışlarla destekleyen dedem.

 

Hayatta nelerin peşinden koşuyoruz diye düşündüm. Ne için, ne uğruna ne kadar uzaklara soluksuzca…

 

Oysa yanıbaşımızdaki gizli bahçeler… Neden onların kapılarını aralamayı düşünmüyoruz. İçeriye dalmayı ve bu bahçeleri yaşantımızda canlandırmayı…

 

Kaç gizli bahçe vardır böyle yaşantımızda canlamayı bekleyen, kaç gizli bahçe vardır yaşantımızı canlandıracak ? Ben artık bu bahçeleri bulmak için daha dikkatli bakacağım hayatıma…

 

Sizin var mı böyle haberiniz olmayan gizli bahçeleriniz?

 

Ne zaman aralayacaksınız o kapıyı?

 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: morbeyaz1 | Tarih: 2007-10-02 22:05:00
    Konu: ziyaret
    merhaba mükemmel bir iç dünya kurgusu kimlerde yokki bu yaşanmamış gizli bahçe kim acabilirki o bahçeyi sahibinden başka onun da acacağından eminmiyizki bençe kendi dünyasında yaşar gider
    yüreğine sağlık harika olmuş saygımla

    Bağlantı »

  2. Yazan: melahat | Tarih: 2007-08-29 12:27:08
    Konu: kendinle buluş
    çok tanıdık duygular bunlar....bir dokunuş... bir merhaba ...
    sevgiler

    Bağlantı »

  3. Yazan: Melindunyasi | Tarih: 2007-08-05 00:44:02
    Konu: ...
    çok hoş bir anlatım olmuş,detaylar harika

    Bağlantı »

 
Hakkımda

 
Bağlantılarım
Template by

Free Blogger Templates