<$BlogMetaData$>



Dilden dile uzak olan, gönülden gönüle yakın olur... >

 

 

Kategorilerim
 
Son Yazılarım
  • <%RecentEntryTitle%>
 
 
 
 
Arkadaşlarım
 
 
 

20/1/2009

Unut Beni

h1

Unut beni
Bırak, dünlerin sisli diyarlarında kalayım
Bugün ıslatma gözlerini beni ararken
Dün ağlamış ol, dünde kalsın bana akan yaşların

Ve ben de
Dününde kalayım senin dünyanda

Elin elime değdiğinde
Gökyüzünden süzülen yağmurlar gibi
Aksın gitsin anılar
Ve hep geçmişte kalsınlar
Orda sar sarmala duygularını
O gün yaşanmış, o günde ıslanmışlardı

Unut beni
Şu an hatırladığın ben değilim aslında
O yağmurda hissettiklerin sendendi
Benimkiler de benden
Dokun hislerine kendi dünyanda

Ve beni unut
Artık ben yokum orda

9/1/2009

Yolda

h1


Şuursuz bir yol alış

Elinde boş bir valizle…

Yol belli olmayınca yük de olmazmış

Yük belli olunca yol da yol olmazmış

Öylece yürümek gerek

Bir duvarın üstüne doğru

Tastamam bir çarpma olmalı

Kendi yaşam duvarının içinden geçebilmeli

Ve;

Yürümelisin sadece

Yolda…

25/12/2008

Yaşamdan

h1

Hangi gün alıp başımı öylece bir yolculuğa çıksam ve de kendime dair sözlerin ardında olsam, yine kendimde bulurum kendimi. Biliyorum ben hep ordaydım, kendimde ve kendimleydim; ara ara bir parçam çıkıp alemi seyrederdi usul usul ki bakardı ki alem seyreylermiş beni… Kim kime bakacakmış, kim kime bakadurmuş; peki ya gören var mıymış? Görebilmek elbet yanındakini, farkına varmak ve farklılığını kabul etmek. Ayrı bir duruş ve ayrı bir varoluşa tanıklık etmekti elbet bu yanyana duruşlar; yoksa iç içe geçip kaynaşmalara ya da için içinde kaybolmalara durmak değildi.

Bir gün öyle yaralı bir kuşun yanında bulur kendini insan durur ve yardım etmek ister o yaralı kuşa. Kanadını sarar, karnını doyurur ve sonra kuş gözünü açar ve öylece gözünün içine bakar ona yardım edenin. Sonra yardım eden bakar ki yardım ettiği o yaralı kuş değildi aslında kendi kanadıydı onarmaya çalıştığı, kendisiydi artık biraz daha uçabilir hisseden kendini. Yaralı kuş öylece teslim etmeseydi kendini ona yardım edene; ya da yardım eden o yaralı kuşun yanında kalıp ona yardım etmeyi seçmeseydi; ikisi de kanadı kırık dolaşacaktı. İkisi de uçmaya biraz daha uzak, kendini onarmaya, kendi gözlerine bakmaya, öylece birine teslim olmaya ve öylece birini yanına almaya hep bir adım daha uzak kalacaktı.

Zordu oysa insanın ben yaralıyım demesi; ölüyorum derdi de insan en çok, yaralıyım demezdi. Oysa hangimiz yarasızdık ki yaşamda, hangimizde izler yoktu yaşama dair ve hangimiz akça pakça hiçbir yere ya da hiç kimseye temas etmeden ilerliyorduk. Peki ya temas etmeden ilerliyor olsaydık, yaşanmış bir yaşam olacak mıydı? Yaralanmayı göze alamasak ve de mevcut yaralarımızın onarılması için birilerine teslim olamasak ve de kendi yaralarımızı onarmaktan uzak olsak; yaşantımız dediğimiz şey nasıl bir şey olacaktı?

18/12/2008

Kelime/ler

h1

Ya seni sevmeyi bildim
Ya hep sende yaşamayı
Ya bir çizgi çizip kanattın içimi
Ya da bir derya serdin önüme tuz kokan, yosun kokan
Ya her şey sendeydi
Ya da sen her şeydin benim dünyamda
Ya bir adadan seslenirdin bana
Ya da beni alır o adaya götürürdün
Ya he-ce-ler-di seni oluşturan
Ya da sen senken bir heceydin
Ya sestin dünyamda öyle ellerimden taşan dem dem
Ya süstün düşümde, sadece kendime sakladığım hecede
Ya söz/dün sen ya dil/din
Beni benden taşıran, beni bana taşıyan,
Beni/sana anlatan, seni/bana yazdıran
Ben/sen evreninin şahidiydin
Ellerimden taştın, taştın
Sen, kelime/ler oldun hayat verdin söze
Kelimelerdi sevdiğim
Kelimelerdi bildiğim
Kelimelerdi seçtiğim

Yaşamımın tek gerçek şahidiydi kelime/ler
Belki de bu yüzdendi yalnızlığım
Bu yüzdendi hep en iyi bildiğim dili konuşma çabam
Bu yüzdendi bu dile kelimeler dolusu sarılmam

Şimdi yaşamın kıyısında öylece uzanıp soluklanmaktalar
Nedir bu sessizlik, nedir bu sözsüzlük…
Kamaşıklığıydı yaşamların kelimeleri durduran
Kelimeler anlatacaktı her şeyi aslında ancak
Can buna dayanacak güçte değildi henüz
Can, içe doğru yazıyordu
Can, içe doğru yaşıyordu
Can, içe doğru akıyordu

Can heceliyordu sen demek için
Can heceliyordu

26/11/2008

Eylem - Anlam

h1


Yaşam bir anlam arayışıydı sayısız zamanların sarmalında...

Oysa anlamı bulmanın tek yolu onu eyleme geçirmekti...


Sadece düşünmek varolduğunu göstermek için yeterli olamıyor. Ancak düşündüğünü eyleme dökmek, düşünce eylemini ifade eyleminde bulunmak bir varoluş delili olabiliyordu.

Anlam, kendin için aradığını anbean gerçekleştirme yolunda olmaktı. Anlam peşinde olduğun şeyi kovalamak değil, onu yaşamaktı...

Anlama ulaştım sanırım eyleme geçme vakti geldi demeden eyleme geçmiş olarak...

16/11/2008

Küfür ile dünya durur, zulüm ile durmaz…

h1

Küfür ile dünya durur, zulüm ile durmaz…

Koçi Bey


 

Belirli bir düzen içinde bir şeyin yerini belirlemekle mahiyetini belirlemek aynı şeydir. Bir varlığı olması gereken yerden alıp bir başka yere koymak, yani onun mahiyetini belirleyememek o varlığa zulümdür. Her şey yerli yerinde iken asıl varlıktır; olması gereken yerde değilse, algılanan o varlık gerçek varlık değil, varlığın gölgesidir.

Oysa kozmoz düzen demektir ve her şey belirli bir düzen içindedir burada. Aynı iyi idea etrafında kendi varlığında duran kendi mahiyetine sahip olan varlıklardır. Burada varlıklar birbirleriyle özdeşim kurarak aynı olmaklığı yaşarlar. Aynı idea etrafında aynıyette olarak. Belirli bir özdeşim zemini oturttuktan sonra başkalıktan söz etmek mümkün olacaktır. Aynıyetin başkası onun gölgesidir.

Herkes kendi mahiyetini belirleyip bütünü içindeki yerini belirlerse iyi edea’da düzen içinde sürecektir yaşamlar. Oysa varlıkta olunamamak, belirlenememek, yerli yerine oturtulamamak kaos demekti bu da zulmü getirirdi.

Bilmemek ya da sanrılar seviyesinde kalmak, puzzle’ın dağılmasıydı, düzenin ve birliğin bozulmasıydı. Bir şeyi kendimiz için farketmek (özü sezmek), tam da kendi açımızdan çözmek hem de iyi ideası içindeki yeri açısından çözmekti. Belirlemek, determine etmek, sınırlarını belirlemek…

Gölgelere düştüğüm bir anda zulüm düştü yüreğimin içine… Oysa hep yerli yerimdeydim ben ve hep bir düzenin içinde sürüyordu akışım; hep ilerliyor her an yer değiştiriyordum ama düzen hiç bozulmuyordu. Şimdi nerden çıktı bu gölgeler peki ya bana zulmeden kim?

28/10/2008

Yokluğuna Yazmak

h1




Yokluğuna yazmak kolaydı sevdiğim
İstediğim gibi bakmak gözlerine
Görmek istediğimin peşinden gitmek

Yokluğuna yazmak kolaydı sevdiğim
Sen hiç yoktun ya;
Düşlerimi boyamaktı sana yazmak
Her gece çiziyordum seni  ben kelimelerle

Yokluğuna yazmak kolaydı sevdiğim
Oyunu kuran hep bendim yokluğunda
Oynayan da ben aslında

Şimdi yazmak zorlaştı sevdiğim
Böyle derinden bakarken gözlerin…

 

25/10/2008

h1

 

Bir kiraz çiçeğinde gülümsedim geceye

Öyle bir festival havasında açtı kiraz çiçekleri

Beyazdan kırmızıya yolculukta

Pembeye takılmıştı coşkunun dalları

Narin ince hassas yollar gibi kıvrımlar

Her bir köşede bir başka çiçek

Bir başka tebessüm

 

Kiraz çekti canım,

Kırmızı, dolgun dudaklar gibi

Kiraz gülümsedi

Sen de gördün mü?

 

 
Hakkımda

 
Bağlantılarım
Template by

Free Blogger Templates