<$BlogMetaData$>



Dilden dile uzak olan, gönülden gönüle yakın olur... >

 

 

Kategorilerim
 
Son Yazılarım
  • <%RecentEntryTitle%>
 
 
 
 
Arkadaşlarım
 
 
 

17/10/2008

Suskun yolcu

h1


Bir romanı yaşar gibi yazmak

Ya da yazar gibi yaşamak

 

Buydu konuşmak, buydu yaşamak suskun diyarlarında yol almaya durmuş yolcu için… Yolcu susardı ya dem dem işte en çok o zamanlarda konuşurdu; böyle zamanlarda yaşam biriktirdiği tüm kelimelerini önüne fırlatırdı yolcunun. Yolcu susardı, çünkü konuşmak için bir titreşime sese ihtiyaç duyulurdu; oysa yolcu kelimelerin arasında saklambaç oynamaktaydı, kelimeleri birleştirerek bir yaşama dönüştürmeye çalışırdı. Zordu kelimeleri bir yaşam yolunun kalıbına sokmak, kelimeler başına buyruktu; zaman tanımazdı, mekan bilmezdi, sıraya dizilmezdi yola gelmezdi…

 

Yolcu susardı… İşte tam da o zamanlarda konuşurdu; aynı anda hücum ederdi tüm kelimeler, cümle kurmana izin vermezdi çünkü sonsuza uzanan bir dizeydi cümle kelimeler için, sonuna nokta konulmazdı. Ne zaman ki noktalar, virgüller kelimeleri daraltma hakkını elde ettiler işte o zaman daha da çok sustu yolcu…

 

17/9/2008

Yağdım

h1

  

Yağmurun ıslak gürültüsüne saldım kendimi, öylece kıpırtısız uzak geçmişin üstüme düşen gölgesi gibiydi giysilerim, yoktular, çoktular; ıslandılar, ıslandık…

Gölgeler ıslanabilir miydi, bilir miydi hissetmeyi peki ya özlemeyi… Sevgiye dair ıslaklıktı özlem, ışırdı ya içimizde bilerdi bulutlarını duyguların ve şimşekler çakardı ardından gelecek gök gürültüsünden önce.  Sonra düşerdi gökyüzünden sevdiğinden uzak kalamayan nem ve en şiddetli yağmur olup dökülüverirdi onu sevenin üstüne. Sevmeyeni de vardı elbet, onlar şemsiyeyle dolaşırlardı.  

Ertesi gün uyandıklarında yalnız ıslananlar hatırlayabilirdi yağan yağmuru ve gülümserlerdi, oysa şemsiyeyle dolaşanların anısı olmazdı. Onlar çoktan havaya salıp kurutmuşlardı şemsiyelerini; elbiseleri kuruydu, kalpleri çoraktı.

Sırılsıklamdım uyandığımda ıslaklığın kokusunu içimde hissediyordum. Yağmıştım ben dün gece sen de ıslandın mı?

 

20/7/2008

Dağ

h1



Küçük bir taş olsam

Koca dağdan yuvarlansam

 Akıp gittikçe kayadan

Ruhumu boşluğa saçsam

Ve

Uzansam sonsuzluğa

Oradan, dağı yuvarlasam

11/7/2008

Adam'dan

h1

 

Geniş bir zamanda yaşıyorum bir süredir; zaman kelimesini kullanmak zorunda olmak bile bu genişliğin yaşadığım botuyutunu daraltarak ifade ediyor, bendeki gerçeklik algısını azaltarak; bir başka forma sokarak yansıtıyor. Yine de şu anda bulabildiğim en iyi ifade geniş zaman…

Az önce evimin balkonundan adalara daldım öylece; bakarken ard arda üç sigara içmişim her nefeste bir adım daha yaklaşarak adalara ve o yan yana sırt sırta dayanmış sıralı duruşların üzerinden geçerek, değerek bir başka sıralama oluşturmuşum elimin uzanabildiği bu yerde.

Oysa her gün yazı yazmak, için oturduğum noktadan Sedef adasını tam bir kare içerisinde görüyorum, Büyük Adanın bir yamacı da uzanmış yanına ancak bir silüet şeklinde, ben sadece Sedef adasını seçiyorum ve hep bir göz göze gelme var aramızda Sedef Adası ile… Üzerindeki bitki örtüsü Sedef’e benzediği için Sedef Adası denmiş ve taa Bizans’tan bu yana çeşitli dönemlerde sürgün adası olmuş bir ada. Yerleşimin en az olduğu ve bana hala ıssız, ulaşılmamış bir ada hissi verebilen bir ada.

Geniş zamanlarda geniş yolculuklar yapıyorum yaşamın sonsuzluğunda; öylece fırtınalı bir denizin ortasında, büyülü bir sabahın ışıklarında, karanlığın en dip noktasında, maviye boyalı düşlerimde… Her ne yapıyorsam kendi dokunulmamış adama bir yolcuğa çıkarıyor beni aslında.

Yılardır uzağından bakıp durduğum bu ada kendi dokunulmamış adamdı iç dünyamda ve şimdi ona ulaşma ve dokunma zamanıyıdı. Geniş bir zamandı, geniş bir dokunuş… 

Yanıbaşımdaki adaya, yanıbaşımdaki zamanlara… İçimdeki adaya, içinde olduğum adadan….  

13/6/2008

Güneş Zamanı

h1

  

 

Bugün güneş bir başka türlü aralandı,

Bir başka türlü kıvrıldı sabahın yamaçlarına

Sonra

Denizin üstüne serildi

Toprağa, çimene, çiçeğe…

 

Bugün saatler dingin

Sessiz bir tılsım var ısıda

Zamana yayılan bir sıcaklık

Güneş zamanına…

 

Geniş bir zaman bu zaman

Uzun soluklarla çoğalan

Güneş zamanı bu zaman

Geniş bir zaman….

 

 

8/6/2008

Ellerim

h1

 

msn aşk resimleri

 

 

Seni senle bulsam

 

Gözlerindeki ışıkla yol alsam

 

İçindeki dehlizlere

 

Elimi tutsan avucunun içinde sımsıkı

 

Ve…

 

Dokunmak istediğimde sana

 

Özgür bıraksan ellerimi

 

Ellerim özgür olmayı bilmiyor...

 

3/6/2008

Doğum Günüm

h1

 

Stock Photography - gate to sea. fotosearch 
- search stock 
photos, pictures, 
images, and photo 
clipart

 

Bugün benim doğum günüm…

 

Kaç kez doğdum ben,

Hangi yıllarda, hangi aylarda

Nerelerde doğdum?...

 

Doğarken doğum sancılarını

Çeken de bendim kendi doğumumda

Kendi yolumu bulup çıkabilmek

Kendi varlığımı bulabilmek için

 

Her doğum öncesinde biraz biraz ölmek vardı ya

İşte esas sancıları orda yaşamaktı

Önce ölüyordun ki

Sonra yeniden doğmak istiyordun

 

Kaç kez öldüm ben,

Kaç kez kayboldum,

Kaç yangına düştüm,

Kaç ayrılık yaşadım,

Bilinmez…

 

Doğuyorum ben hep ve

Tekrar tekrar doğacağım yine

Bir ölüm daha gelecektir elbet

Henüz ben ölmeden

 

Ben yine doğacağım

Kendi bedenimden…

 

 

29/5/2008

Selin'in Kedi Şiiri

h1

 

 

Güzel kızım büyüdü ve artık bloğuma bir kedi şiiri yazmak istediğini söyledi... Selin söyledi, ben yazdım... Kedi şiiri işte...

 

 

SELİN'imin Kedi Şiiri

 

Kediler hayatta burada

Seni çok seviyorum kedi

Her gün benden kaçıp duruyorsun

Seni bir gün yakalamıştım

Hamakta yatırmıştım,

Hamağın ipinden kafanı uzatmıştın

Gülmüştüm sana

 

 

Kedimi alıp yaz gelince havuza gitmiştik

Ama suya girdikten sonra hemen çıkmıştı

Çıktıktan sonra suları fışkırttı

Benim üstüme yayıldı sular

 

 
Hakkımda

 
Bağlantılarım
Template by

Free Blogger Templates